Rusya-Ukrayna Savaşı’nda, savaş doktrinini değiştiren en önemli teknolojik gelişmelerden biri dron kullanımı oldu. Savaşın başlarında taktik seviye dronların etkileri konuşulurken, çatışmalar uzadıkça evde yapılabilecek kadar basit, fark edilemeyecek kadar küçük ve hızlı dronlar, üzerlerinde bir tankı imha edebilecek patlayıcı taşıma yetenekleriyle sahada yerlerini almaya başladı.
Bu yıkıcı değişimin savaş alanındaki etkileri hakkında önemli bir çalışma yürütülmeye başladı. Maliyeti 5-15 milyon euro arasında olan bir tankın, üzerine havan mühimmatı bağlanmış bir dron ile kullanılmaz hale getirildiğine şahit olabiliyorduk. Bu herkesi şaşırtan bir durumdu.
Er seviyesinde ise insanın içini acıtan görüntülerle karşılaştık. Drona karşı af dileyen askerler, dronu vurmaya çalışırken yanlışlıkla kendi arkadaşını vuranlar ve yaralandıktan sonra başka bir askerden kendisini öldürmesini isteyenler… Savaş bu kadar acımasızdı ve dronlar bu denli etkiliydi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda bunlar yaşanırken, Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan terör örgütleri de bu ekipmanları tedarik etti ve açık kaynaklara yansıtarak saldırılar düzenledi. 5-15 milyon dolar arasında fiyatlandırılan Fırtına obüsüne yapılan saldırıyı herkes izledi.
Bu saldırılar sonucunda kaybedilen platformların maliyeti milyon dolarlarla ölçülürken, saldırıyı gerçekleştiren dronların maliyeti sadece bin dolarlarla ifade ediliyordu. Bu durum, savaş doktrinini değiştirmeye zorladı ve tüm ekosistemi yeni çözümler aramaya itti. Mesele sadece platform kaybı değildi; can kayıpları ve askerlerin yaşadığı psikolojik sıkıntılar da ciddi bir etki oluşturdu. Piyadelerin saldırı beklentileri değişmiş ve gökyüzü adeta onlara düşman olmuştu.
Bir yanıt yazın